İrtihali ve Kabri

Es’ad Erbilî Hazretlerinin İrtihali
Bu süreçten sonra tarihe kara leke olarak geçecek olan hükümler belli oldu. Mahkemede, hakkında verilen idam cezası yaşlılığı sebebiyle müebbet hapse çevrildi. Oğlu Mehmed Ali Efendi ise idam edildi. Es’ad Efendi (k.s.) ise Menemen’de askerî hastanede tedavi görürken vefat etti. Vefat haberi 1 Şubat 1931 tarihli gazetelerde duyurulduğuna göre 31 Ocak yâhut öncesinde irtihal etmiş olmalıdır.


O dönem hükümet borazanı olmaktan öte bir fonksiyonu olmayan gazetelerde Es’ad Erbili Hazretlerinin irtihali haber veriliyor. [1 Şubat 1931]
Onun zehirletilerek öldürüldüğü yönündeki kanaat ağırlık kazanmaktadır. Necip Fazıl da bizzat görgü şahitlerine dayanarak, Es’ad Efendi Hazretlerinin evvela yavaş yavaş zehirlendiğini lakin bu hastalığını arttırmaktan başka bir işe yaramayınca, kaldırıldığı Askerî Hastahanede bir gece damar içi bir şırınga ile tekrar zehirlendiğini ve şehid edildiğini kaydeder.
Hatta anlatıldığına göre, gelen doktor Es’ad Efendi (k.s.)’nin kaldığı hücreye girip iğneyi yapmaya çalışır ama elleri de titrer. “Evladım sen vazifeni yap, saatimiz gelmişse o tesir eder, Cenâb-ı Hak bizi öbür tarafa götürür. Saatimiz gelmemişse de bir şey olmaz, zarar gelmez” der.
Konuyla ilgili Ali Ulvi Kurucu şöyle der:
“Es’ad Efendi Hazretleri:
N’ola bir kerre şâd olsun cemâl-i bâ-kemâlinle,
Ki kemter bendeniz Es’ad Sana olmak fedâ ister.30
Mısraında dediği gibi hakikaten Resûlullah (s.a.v) yolunda şehit olmuş bir mü’min-i kâmil, bir veliyy-i muhlis idi.”
Cenazesi ailesine verilmeyerek resmî makamlar tarafından Menemen’de defnedildi. 1950’li yıllarda hafriyat çalışmaları bahanesi ile mezarlar kaybedildi. Mezarının bulunduğu arsa üzerinde 1962-1963 yıllarında bir cami yaptırıldı.
Es’ad Erbili Hazretlerinin Kabr-i Şerif’i
Es’ad Efendi (k.s.)’nin mezarı gizlenmiş, kimseye gösterilmemiş ve böylece gözlerden ırak bir yerde kaldırılmıştır. Defin işi gece yapılmıştır. Es’ad Efendi (k.s.)’nin kabrini ziyaret için Menemen’e giden bir zât başından geçenleri şöyle anlatır:
Kabri sormak için münâsip birini ararken gözümün kestiği zâta: “Ben Es’ad Efendi (k.s.)’nin kabrini ziyaret etmek istiyorum. Nerede olduğunu biliyor musun?” diye sorar. O zât:
“Aman sus. Sesini çıkarma, ben onu sana gizlice tarif edeyim” der. Ve bir müddet sonra, kabri soran zâtı alır, ikiye ayrılmış dağın eteğine götürür. “Şu yukarıdan gelen derenin ikiye ayrıldığı yerde dur. Sağını solunu gözet. Mutlaka burnuna güzel bir koku gelecek. Bu güzel kokunun kaynağına dikkat et. Bilesin ki, aradığın mezar o kaynaktır” diye tarif eder.
Kayserili ziyaretçi zâtın itirafı şu şekildedir: “O tarif edilen yere vardığımda, ilâhi bir mânevî gül kokusu etrafı sarmıştı ki, kokunun kaynağına gelip durdum. Gördüm ki hakikaten kabre benzer bir şey var. Kabrin başında kabir âdâbına riayet ederek gerekeni yaptım ve murakabeye daldım. Es’ad Efendi (k.s.)’nin rûhu ile rûhum mânevî bir şekilde buluştu.”
Rivayete göre, Hazret-i Sâmî (k.s.) bir İzmir ziyâretinde, Menemen’de Es’ad Erbilî Hazretleri’nin kabrini bulmak üzere bir yolculuğa çıkmış, dualar ederek bir noktayı işaret etmiş ve buranın Es’ad Efendi (k.s.) ile 29 halifesinin medfun bulunduğu yer olduğunu beyân buyurmuştur. Bu beyan doğrultusunda, Hazret’in işaret ettiği arsa satın alınmış ve oraya bugün Safâ Camii adıyla bilinen mâbed inşâ edilmiştir. Caminin projesi damadı Ömer Kirazoğlu Bey tarafından çizilmiş, inşaatı ise Mahmut Gezer Bey’in öncülüğünde tamamlanmıştır. 2015 yılında, caminin müştemilatında bir kabir sandukası hazırlanarak ziyâretgâh hâline getirilmiştir.


Kubilay Olayı’nın kararlarına ilişkin Başbakanlık yazısı ile diğer belgeler şöyle:
[31 Ocak 1931]
T.C. Başvekâlet
Muamelât Müdürlüğü 31.01.1931
Sayı: 6/341



